Kötü Bir Gün Mü Yoksa Şanssızlık Mı? - Kısa Hikayeler


 Çok geç kalmıştım, hemen hazırlanmamı tamamladım. Çantam, telefonum tamam çıkmaya hazırdım. Ev arkadaşım Cansu'ya "Görüşürüz" dedim.  Anahtarlarımı ve ayakkabılarımı alıp evden çıktım. Hızlıca merdivenlerden inip sonunda sokağa ulaştım. Taksiyle gitmek şu an için en doğru yoldu bu yüzden taksiyi aramıştım ve beni bekliyordu. Duraksamadan taksiye bindim ve gideceğim kafenin adresini söyledim, buradan gitmek on beş dakika kadar sürecekti. Buluşma saati bir buçuk saat önceydi ve herkes resmen beni bekliyordu, çok kötü hissediyordum, ilk defa bir yere bu kadar geç kaldım ve hala daha varmış değildim. Böyle bunları düşünürken bir beş dakika daha geçmişti. Yol kalabalık değildi ve trafiğe takılmamak beni biraz mutlu etti. Artık Sonbahar geliyordu ve havanın o serin rüzgarları hissediliyordu ama gezmek içinde en iyi zamanlardandı. Şarkı dinlemek isterdim fakat kulaklığımı almamışım, zaten on dakikadan az kalmış olması lazımdı biraz daha dayanabilirdim. Öyle böyle derken neredeyse yirmi dakikada varmıştım. Taksinin ücretini ödeyip hemen hızlı adımlarla kafenin kapısına doğru yürümeye başladım, bir yandan da nerede olduklarını anlamak için gruba mesaj yazıyordum "Hey ben geldim, ne taraftas..." ki mesajı atamadan yolda biriyle çarpıştım ve elindeki kahvesinin neredeyse yarısı üzerime döküldü, daha neler olacaktı yani anlamıyorum bugün kesinlikle benim günüm değildi neyse ki kahve çok sıcak değildi. Adam ve yanındaki şaşırmıştı, hemen:

 -"Pardon, iyi misiniz?" falan dediler. Ben de,

-"Benim hatamdı, kusura bakmayın" dedim.

Ben aceleyle ayrılmak istiyordum, onlarsa beni bırakmıyordular. Hemen kenara geçip mesajı tamamlayıp yolladım. Kahve sol tarafıma dökülmüştü, çantam ve telefonum sağ taraftaydı, ya tam tersi olsaydı herhalde o zaman gün benim için biterdi. Telefonuma bildirim geldi ve hemen baktım, Koray:

-"Üst katta sağ en köşedeyiz", Nesrin,

-"Sağ tarafa gel göreceksin",  Zeynep,

-"Her zamanki yere gel", yazmıştı.

 İçeriye girip hızlıca merdivenlere yöneldim. Yedi kişi olacaktık, hepsi üniversiteden arkadaşlarım, beşi ile aynı bölüm, ikisiyle de farklı bölümdeyiz. 2. Kata gelmiştim sağ tarafa yönelip şöyle bir baktım ve evet altı kişi de ordaydı ve masaya geldim, benim yerimi ayırmışlardı. Herkesin belli bir yeri vardı fakat bu sefer istisnalar olmuştu, bana masanın sağ tarafı açıklığın önündeki yer kalmıştı. Bu kafeyi gerçekten çok seviyoruz üst kat kocaman ve açık havadar. Siyah duvarlar ve üzerindeki beyaz kahverengi yazılar şekillerle tam bir kafe havasını oluşturuyordu. Bugün Perşembe olmasına rağmen kafe neredeyse doluydu. Ceketimi çıkartmadan sandalyeme oturdum.

-"Selamlar, biliyorum çok geç kaldım ama başıma gelmeyen kalmadı. Beklettiğim için kusura bakmayın", dedim ve böyle dedikten sonra herkesin ifadesi değişti, şaka yapacak olan Koray bile yapmadı. Zeynep,

-"İyi misin canım?" diye sordu. Ceren,

-"Her şey yolunda mı?" dedi, Nesrin,

-"Üstüne de kahve dökülmüş, yanmadın değil mi?" dedi. Kahve hala ıslaktı ve bu yüzden belli oluyordu ve yeni döküldüğü de anlaşılıyordu. Umut,

-"Neyse artık buradasın, kahve ne istiyorsun" diyerek menüyü uzattı ve aynı zamanda da konuyu değiştirdi. 

Ben menüyü aldım ve kahvelere bakıyordum ama aynı zamanda meraklı gözlerin merakını gidermek için de anlatmaya başladım.

 Normal bir gündü, kahvaltımızı yaptık evi topladık falan sonra ben hazırlanmaya başlayacakken Cansu kedisini bulamadı. Evi aradık falan ama kedi yok bir şekilde çıkmış. Kahvaltıdan sonra çöpleri atarken kaçtı diye düşündük binayı aradık yok, hatta dışarıya çıktık yine yok. Yarım saat civarı geçti kediden iz yok. Bodrum var en altta bir de oraya bakalım dedik ve kapıya geldiğimizde kedi çıktı. Bunca zaman ordaymış ve seslendik falan ama gelmemişti. Neyse Cansu çok mutlu oldu, kayboldu diye çok korkuyordu. Ev kapısına geldik fakat anahtarı almadığımızı fark ettik aceleyle çıkarken unutmuşuz. Ne yapacağımızı şaşırdık. Garip olan benim telefonum şarjda olduğu için almadım, Cansu da ben aldım diye almamış. Telefon anahtar yok kapıda bekliyoruz. Hemen karşı komşuya söyledik, içeriye girdik ve çilingiri aradık, çilingir 25 dakika civarında geldi. Kapıyı açtılar ve sonunda eve girebildik. Sonra ben hazırlandım, taksiyle geldim. Tam kapıdayım size mesaj yazarken birisiyle çarpıştım ve kahvesi üzerime döküldü. İşte böyle bir zamanlardı, diye anlattım. Buğra,

-"Olsun ya sana bir şey olmasın", Nesrin,

-"Canım benim, o zaman kesin hafta sonu bir şeyler yapalım, eğlenmeliyiz!" dedi ve herkes beni ve Nesrin'i onayladılar.

 Kahvemi söyledim, herkes mutluydu konudan konuya geçiyorduk, sohbetler çok güzeldi. Bu kötü günün bu noktada bittiğinden artık emindim. Zaman bayağı ilerlemişti artık kalkma vakti geliyordu. Hepimiz kalktık ve ücretlerimizi ödedik. Kapıya geldiğimizde ayrılık vaktiydi. Herkes birbiriyle sarıldı ve vedalaştı. Bu sefer otobüsle dönecektim çünkü acele etmeme gerek yoktu. Nesrin, Umut, Ceren ve Buğra ile otobüs durağına geldik. Koray arabasıyla, Zeynep de taksiyle dönecekti. Buğra ile Ceren karşı otobüs durağına geçti. Ben Nesrin ile aynı otobüse binecektim, Umut da diğer otobüse. Bizim otobüs 5 dakika civarında geldi ve bindik. Otobüsle dönmem yirmi dakika sürüyordu, on dakika da eve yürüyordum. Nesrin de benden önce iniyordu. Otobüsten indim, eve doğru yürüyordum bir yandan da gruptaydım. Kimisi fotoğrafları atıyor, kimisi buluşmayı övüyor, diğerleri de hafta sonunu planlıyordu ve ben de o taraftaydım. Eğlenceli ne yapabiliriz diye düşünüyordum. Böyle grupta mesajlaşırken eve gelmiştim bile. Kapılardan geçtim ve evdeydim. Odama doğru giderken Cansu yerde yatıyordu. 



Yorumlar